ZAMANIN YAVAŞ AKTIĞI KÖY KOZBEYLİ
Taş evleri, tarihi yapıları, huzurlu ve sakin yaşamı, etkileyici camisi, nefis dibek kahvesi ile ziyaretçilerini ağırlayan Kozbeyli Köyü...
Taş evleri, tarihi yapıları, huzurlu ve sakin yaşamı, etkileyici camisi, nefis dibek kahvesi ile ziyaretçilerini ağırlayan Kozbeyli Köyü, İzmir'in Foça ilçesinde saklı bir cennet. Şehirden kaçıp hem yemek yemelik hem hava almalık tatlı bir ege köyü olan Kozbeyli'yi sizler için gezdik. Kozbeyli Bakırçay bölgesinde yaşayanların günlük olarak kaçabildiği bir yer olduğu gibi aynı zamanda son yıllarda İstanbulluların da köye dönüş, ekolojik yaşam taleplerini de karşılar durumda.
Demir-çelik fabrikaları arasından havası bu kadar temiz, ferah ve tarih dolu bir köye ulaşabileceğiniz aklınıza gelmiyor. Yolun sonunda vardığınız köyde en dikkat çeken şey ise dibek kahvesi ve kahvaltı veren kafeler oluyor. Siz de tatilinizi Foça'da yapıyorsanız ya da uzun soluklu mesailerin ardından nefes almak isteyenlerdenseniz yolunuz mutlaka bu köye ulaşacaktır.
Günümüzden yaklaşık 600 yıl kadar önce kurulan köy, bu tarihten önce 200 yıla yakın bir süre Şaphane Dağı'nın zirvesine yakın Yolmuç çevresindeydi. Köyün kurucusunun Derebeyi Kuzubeyi olduğu söyleniyor. Minik bir kalede yaşayan Kuzubeyi, Yeni Foça Körfezi'nden gelen korsanlara karşı korunaklı bir bölge olması nedeniyle köyü buraya kurmaya karar vermiş. Ege Bölgesi'ndeki yapıyı baştan aşağıya değiştiren Mübadele sürecinde, Kozbeyli'ye Limni, Midilli, Selanik ve Rumeli'den gelen Türk vatandaşları yerleştirilirken köydeki Rumlar da aynı kapsamda karşı kıyıya gönderilmiş. Köyün büyük bir kısmının sit alanı çerçevesinde olması köy halkını ve köyün doğasının korunması gerektiğini düşünenler için güven veriyor.
Dibek kahvesiyle başlayan yolculuk
Taş evleri ile misafirlerini ağırlayan Kozbeyli hikayemize köyün en bilindik kahvelerinden biri olan Şakir'in Yeri'nde kahve içerek başlıyoruz. İşletme sahibi Şakir abi konuklarını hızlı heyecanlı karşılayan bir mekan sahibi. Şakir'in yeri doğallığını bozmamış, mekan tasarımına gitmemiş bir köy kahvesi. Tahta masaları, ağaçlarla çevrelenmiş kahve dibek kahvesi ile meşhur olmuş bir yer. Şakir abi Kozbeyli'nin yerlilerinden. Başlıyor kendi Kozbeyli macerasını anlatmaya "Dedemler Limni Adası'ndan 1924'te gelmişler. Babamlar doğma büyüme buralı. Kozbeyli civarında gelişen sanayi dolayısıyla gençliğimizde biz de farklı alanlarda çalıştık. Köyden gençler sanayide çalışmak için göç ettiler. Ben Kozbeyli'den hiç çıkmadım. Kahveyi 90'lı yıllarda devraldım. Eskiden burada genelde tütüncülük ve bağcılık yapılırdı. Onlar bitince sanayi gelişti. İnsanların gelir düzeyinin düzelmesi, Hüseyin Yurttaş ve arkadaşlarının köyü toparlamak için yaptığı şenlikler sonucunda köye bir hareketlilik geldi. Son on yıldır da yerli turistler geliyor. Ben kahveyi rahmetli Osman amcadan devraldım. Dibek kahvesinin inceliklerini öğrendim. Şimdi de burayı ziyaret edenlere lezzetli bir kahveyi uygun fiyata sunuyoruz.” diyor.
Köyün turistler tarafından ilgi görmesinden memnun olduğunu dile getiren Şakir abi köyün daha da geliştirilebilmesi için köylülerin biraz daha cesaretli olması gerektiğini söylüyor. Köydeki trafik sorununa da dikkat çeken Şakir Abi "Burası 8 Mart Kadınlar Günü'nde gelen turlarla sezonu açıyor.Yaz boyu da günübirlik ziyaretçilerini ağırlıyor. Kışın ise daha çok haftasonları ziyaret ediliyor. Burada köylünün ürettiği ekmek, yağ ve benzeri ürünleri de satıyoruz. Kahvaltımız da güzel, hem ucuz hem lezzetli. Ama en çok çekirdeklerini kendimizin kavurduğu ve dibek taşında döverek hazırladığımız kahvemizi içmeye geliyorlar. Köy meydanı olan yerde yoğun günlerde park ve trafik sorunu yaşıyoruz. Burası sakin bir köy ancak gelen konukları otoparka yönlendiren tabelalarımız da olmadığı için sokakların da darlığı nedeniyle bir araba yoğunluğu oluyor” diye ekliyor.
Biz Şakir Abi'nin dibek kahvesini çekirdekten itibaren nasıl hazırladığını izlerken Adana'dan Foça'daki akrabalarının yanına gelmiş bir aile de koyu bir sohbet içerisinde kahvaltı sonrası taze öğütülmüş kahvelerini yudumluyor. Sohbetlerine dahil oluyoruz. Kozbeyli'ye ilk defa gelen Seda Duru "Adanalayız,akrabamızın yazlığı Foça'da.. İlk defa geldik ama bizi burada cezbeden asıl şey havası oldu. Kahvaltısındaki doğal ürünler, köy ekmeği de çok güzeldi. Mesela bizim orada havamız çok nemlidir ve böyle dışarı çıkıp kahvaltı tercih etmeyiz. Burada başka bir şey var, başka bir atmosfer var. İnsanları da sıcakkanlı yolu bu tarafa düşenlerin uğramasını tavsiye ederiz” sözleriyle gözlemlerini aktarıyor. Kızı Hilal Defne de Kozbeyli'yi sevdiğini kendince anlatıyor. Adanalı bu ailenin yanından ayrıldıktan sonra temiz havanın etkisiyle karnımız acıkıyor.
Köyün kadınları restoran işletiyor
Köyün meydanında ızgara ve tandır satan işletmeler var ama biz yol kenarında kadınların işlettiği ve ev yemekleri de yapan Güniz Cırık'ın restoranına konuk oluyoruz. Güniz Cırık sıcakkanlı bir kadın. Asıl adının Aygün olduğunu ama köyde herkesin kendisine Güniz dediği için daha çok bu ismi kullandığını belirtiyor. Güniz abla da doğma büyüme Kozbeylili, daha önceleri eşinin hayvancılıkla uğraşması nedeniyle eşine yardım etmiş. Son yedi yıldır ise kahvaltı, ev yemeği ve tandır ızgara gibi çeşitleri olan bir restoran işletiyor. Güniz abla kendisiyle beraber iki kadın arkadaşıyla hem restoranlarını işletiyor hem de köyde genel olarak kadınların yemek işlerini yaptığını söylüyor. "Köyün en güzel özelliği havası” diyen Güniz Cırık "Kozbeyli'ye artık otobüs de var. O yüzden ulaşım rahatladı.Eskiden bir arabanın geçmesini beklerdik. Şimdi gelişti. Ziyaret edenler sıklaştı. Tarım ve hayvancılık azaldı ama başka geçim kaynakları gelişti. Yine de köyümüz eski halini koruyor. Kimi taş evler restore ediliyor. Dokusu henüz bozulmuş bir yer değil. Özellikle mübadele yıllarının eski Rum evlerinin meraklısı olanlar köyümüzü ziyaret etmeliler” diyor.
Tarihi ara sokaklarda bulabilirsiniz
Güniz ablanın ev yemeklerinden sonra köyün meydanından meşhur camisine doğru yol almaya karar veriyoruz. Kozbeyli'yi gerçekten gezmek isteyenlerin mutlaka yapması gereken şey yürüyerek köyü dolaşmak. Çünkü köy daha çok yükseğe doğru kurulmuş. Tarihi ve yerlilerine dokunmak istiyorsanız sizin de arabanızı otoparka bırakıp ara sokaklarına dalmanız gerekebilir. Biz de aynı şeyi yaptığımız için köyün ayrı bir yüzüyle tanışıyoruz.
Köyün "taze yerli"lerinin gözünden Kozbeyli
Camiye doğru çıkan yokuşun başında iki adam oturmuş taburelerde sohbet ediyor. Bize de yer var mıdır diyoruz ve güzel bir sohbetin içinde buluyoruz kendimizi. Köye yerleşerek burada keçi sütünden dondurmalar satan Özgür ile tanışıyoruz. Özgür birkaç yıl önce kız arkadaşı gelmiş köye. Maya Köy Dondurmacısı diye bir dondurmacı açıyorlar. Özgür ekoloji mücadelesinin de bir parçası. Bu köye gelmesi tesadüfi değil. Çaylarımızdan bir yudum alıyor ve bir de onun köyünü dinliyoruz. "Buraya yerleşmeye karar verdikten sonra köylülerden tuhaf bir tepki ile karşılaşmadık. Tabiat hikayesi için geldik bir sene sonra dondurmacı olduk. Kozbeyli'yi hiç bilmiyordum. Bir arkadaşımız burada ev tuttu. Biz de buraya geldik. İyi olduğunu düşünüyorum. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Kendimiz dondurmayı yapalım niyetindeydik sohbet ederken 15 dakika içerisinde dükkanı tutturdular.”
Kozbeyli'yi hem yerlilerinden hem de yeni yerleşenlerden dinlemenin farklı olacağını belirten Özgür "Turizmin girdiği yerlerde tarım ve hayvancılığın bitmesi gibi bir gerçeklik vardır. Kozbeyli bu anlamda özel bir yer. Hala devam ediyor ama ben üç senedir buradayım, beş tane filan keçi işini bırakan komşum oldu. Geliri artık eskisi kadar tatminkar olmayınca hayvancılıktan vazgeçiyor. Yani burası belki yavaş yavaş değişiyor. Biz de mesela keçi sütü bulunamadığı için yarı yarıya inek sütünden dondurma satmak zorunda kalacağız. Köyü tarif etmek istersek meydanda bulunan bir sürü tarihi eser etraftan çıkarılmış ama köyde bir tane arkeolojik kazı yok. İnsanları turizmle ne kadar yoğunlaşırsa o kadar da yozlaşıyor. Ama yine de denizle ve tarımla ilgisi olduğu için karışık bir atmosferi var.” diyerek yeni köyünü anlatıyor.
'Kozbeyli'yi ormanıyla, ara sokakları ile tanıyabilirsiniz'
Köye gezmeye gelen turistlerin aslında köyü tam anlamıyla gezmediklerini vurgulayan Özgür "Buraya tarihi eserleri doğru düzgün tanıtan tabelaların olması lazım. Burası Foça'daki en özel köy. İnsanlarda sokakları dolaşayım, eski evleri göreyim gibi bir algı yok. O yüzden arabayla gelip kahvaltı yapıp, kahve içip gidiyorlar. Oysa buranın çok güzel bir ormanı, o ormanda yürüyüş ve bisiklet parkurları var. Kozbeyli'ye gelen biri sabah ormanında yürüyüş yapıp, yine kahvesini içip sonra da ara sokaklarında eski binaları, yukarıdaki rum meyhanesini dolaşabilir. Burası deniz, tarih ve ormanı ile bütün bir yer. Kozbeyli'nin köylüleri ile sohbet etmeden burayı gezdik demeniz biraz zor” diyor.
Camiiden manzaraya karşı
Özgür ile sohbet ederken gelen geçen dostları da sohbetimize dahil oluyor. Özellikle Foça'dan yürüyüş yaparak Kozbeyli'de soluklanan Cemil abi yol boyu kantaron ve kapari topluyor. Güzergahındaki kapari ocaklarını, kapari'nin meyve haline kadar geçirdiği süreçleri bize anlatan Cemil abi de Ankara'daki yaşamını yavaş yavaş bu tarafa aktaranlardan biri.. Yaşamı minimize ederek, az ve öz kazanıp doğayla bütünleşen bir yaşam kurmanının keyfini bir kere almış ve bundan vazgeçemeyen ekolojik yaşam savunucuları Özgür ve Cemil abiyle vedalaştıktan sonra hızlanıyor, köyün meşhur manzaralı camisi Kozbeyli Camii'nde soluklanıyoruz. Köye yukarıdan bakmak ufkunuzu açıyor. Hem mavi hem yeşil önünüzde uzanırken bulunduğunuz yer bir ibadethane olmaktan uzaklaşıyor bir seyir terasına dönüşüyor.
Eski ev eski Kozbeyliler
Tüm bu sohbetleri ve muhteşem manzarayı da tattıktan sonra henüz günü yeni bitirmeye yakın restore edilmiş bir evin önünde bir başka aile ile karşılaşıyoruz. Merdivenlerde oturan annesinin kendisini toparlaması gerektiğini söylemesi üzerine, Kozbeyli'de yaşayan bir tarih olan Kutlu ailesinin büyüğü teyzemiz "Aman onlar yabancı mı? Aynı güneşte çamaşır kurutuyoruz” diyor. İşte bu cümle belki de Kozbeyli'nin aklımızda bıraktığı en önemli izlerden biri olarak kalıyor. Eşi Mustafa amca ayaklı bir tarih. Güleryüzle evlerine davet ediliyoruz ve köyün camiinden sonra en güzel manzaralı evinde yaşayan bu yaşlı çiftin, kızları ve torunlarıyla birlikte hoş bir sohbet ediyoruz. Kozbeyli'ye gidenlerin mutlaka Mustafa amcaların evine uğramasını tavsiye ediyor ve oradan ayrılıp Rum meyhanesine yol alıyoruz.
Rumlar'ın izleri
Mübadeleden önce Rumların yoğunluklu olarak yaşadığı köyde en tepede eski bir meyhane olan Çapkınoğlu Evi ve Meyhanesi bugün Foça Belediyesi'nin katkıları ve özenli çalışmasıyla restore edildikten sonra ziyaretçilerine kapılarını açmış. Meyhane ve ev şu an müze olarak hizmet veriyor, gezerken eski meyhane müzikleri ile görseller size eşlik ediyor. Meyhaneden çıktıktan hemen sonra biraz dikkatle çevrenize bakarsanız Alice Harikalar Diyarı'na giden yolda Dersaadet isimli tabelayı görüp kedilerin, yeşilliklerin arasından geçerek İstanbullu bir çiftin işlettiği ve köy manzaralı dört ufak taş evden oluşan kafeyi bulabiliyorsunuz.
Dersaadet: Sakin, huzurlu bir kahve ve bol sohbet
Biz de bu yoldan yürüyoruz. Merak insanın en güzel duygularından biri. Başkasının yaşamına duyulan bir merak değil tabii. Kedileri bile gülüyor, köpekleri gelip merhaba diyor ve koyu bir sohbetle köyün en güzel çifti ile tanışıyoruz. Benan ve İskender Nişli çifti de İstanbuldan Kozbeyli'ye yerleşenlerden. Onlarla yaptığımız uzun sohbeti yazarak büyüsünü bozmak istemeyiz ama aklımızda en çok yer eden, sakinliği burada buldukları ve konuklarını standart bir işletmeci mantığıyla ağırlamadıkları. Köy onların yaşamında bir çok şeyi değiştirmiş. Benan artık ekmek yapmayı öğrenmiş, "Çöplerimiz azaldı. Burada ne yiyeceğimizi bile köyün pazarı belirliyor. Hiçbir şey boşa gitmiyor. Biz burada çok güzel dostluklar edindik ve bunun bozulmasını istemeyiz.” diyor. Tesadüfen yolunuz bir kere düşünce, hem oranın büyüsü bozulmasın istiyorsunuz hem de sevdiğiniz tanıdığınız tüm dostlarınızın Dersaadet'in sakinleri ile tanıştırmak istiyorsunuz. Sohbetimiz saatleri tüketince Benan'ın güleryüzüyle uğurlanıp, gezimize Kozbeyli Konağı'na uğrayarak son veriyoruz.
Kozbeyli Konağı köyde kalmak isterseniz iyi bir alternatif. Konağın fotoğraflarını çekerken işletme sahibi bizi karşılıyor. İzinsiz fotoğraf çektiğimiz için önce biraz çekiniyoruz. Sonra güzel bir kadının 'buyrun buradan manzara daha güzeldir' demesi üzerine içeriye giriyor ve bahçede bizimle oynayan yavru köpeği eteğimizden kurtarmak için koşana kadar gönlümüzce fotoğraf çekiyoruz.
Tüm bir Kozbeyli damağımızda kalıyor. Ama siz de eğer sadece kahve değil, tarih, doğa ve insanlarla sohbet istiyorsanız Kozbeyli'ye uğramayı unutmayın… Kozbeyli'yi onların rehberliğinde keşfetmek isteyenler için uzun bir bayram tatilinin bir gününü ayırmanız yeterli olacaktır…
Etiketler:
merkezaliaga izmir haber haberler son dakika haber gazeteler gazete poyraz aliağa gazete foça gazete menemen gazete bakırçay gazete Aliağa kuzeyegehaber aliagaekspres günaydınaliağa egehaber
GazetePoyraz.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. 20.04.2026 17:27:44. #1.11
#ŞU AN BURADASINIZ: ZAMANIN YAVAŞ AKTIĞI KÖY KOZBEYLİ Son dakika merkez haberleri, merkez son dakika haber, merkez son dakika, son dakika merkez, merkez haber sayfamızda merkez haberleri okuyabilir, merkez son dakika haberleri ve güncel merkez gelişmelerini görebilirsiniz.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

























