ALİAĞA İÇİN SES VER!

8 Eylül'de tüm dünyada ve Türkiye'de iklim adaletini isteyen yaşam savunucuları İklim İçin Ses Ver etkinliklerinde buluşuyor.

merkez guncel
ALİAĞA İÇİN SES VER!
Tüm dünyada ve Türkiye'de iklim adaletini savunan, "insanlığın varoluşundan itibaren karşılaştığımız en büyük sorun olan iklim değişikliği ve iklim değişikliğinin ana faili fosil yakıt endüstrisine karşı mücadele ediyor; küresel ve yerel bir iklim hareketi inşa edilmesi için çalışıyoruz.”diyerek yola çıkan '350.org' ekibi 8 Eylül'de eş zamanlı tüm dünyada gerçekleştirilecek "İklim İçin Ses Ver” etkinliğine çağrıda bulunuyor. Etkinliğin ağır sanayi bölgesi olan Aliağa ve İzmir çevresinde yaşayan vatandaşların tarafından da sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizen yaşam savunucuları, şehri korumak için herkesi 'ses vermeye' çağırıyor.

Adını atmosferdeki karbondioksit miktarının güvenli üst sınırının milyonda 350 parçacık (ppm) olmasından hareketle alan '350.org'un Türkiye ekibinden Efe Baysal "350 Türkiye iklim adaleti için özellikle küresel boyutta yerel topluluklarla ve iklim krizi derinleştikçe kırılganlaşan yerel topluluklarla işbirliği içerisinde çalışan bir ekip. İklim adaleti önemli bir mesele... Bugün belki çok sık kullanılan söylemlerden birisi 'Aynı gemideyiz' Birilerimiz geminin özel kamarasındayken birilerimiz aynı geminin alt katlarında. Bu bakımdan evet, iklim krizi hepimizi etkliyor ama tam da anlatılan bu sebepten dolayı işin bir de adalet boyutu var. Bu adaletsizliğe karşı neler yapılması gerektiğini konuşan ve üç ana fikri olan bir ekibiz.” diyerek çalışma alanlarını tarif ediyor. 

"188 ülkeyi kapsayan bir ağ kuruyoruz”

Dünyanın dört bir yanında yerelden yükselen iklim adaleti hareketini desteklediklerini belirten Baysal,  "Çevrimiçi kampanyalarımız, yerel örgütlenmelerimiz ve kitlesel eylemlerimizle 188 ülkeyi kapsayan küresel bir ağ örüyoruz. 350 Türkiye olarak, iklim adaleti çerçevesinde, başta kömür olmak üzere bütün fosil yakıtlardan kurtulmak için yerel hareketlerle iş birliği içinde çalışıyoruz. Halk sağlığını, doğayı, iklimi tehdit eden; ucuz iş gücüne dayalı ülkemizin fosil yakıtlara dayalı enerji politikasının bir an önce değişmesi gerektiğine inanıyor ve adil geçiş yoluyla fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesi yönünde çalışmalar yürütüyoruz.”diyor. 
Yenilenebilir enerji kaynaklarına adil geçişi savunduklarını ve bu geçişte mümkün mertebe yerel inisiyatiflerin başı çekmesi gerektiğine inandıklarını dile getiren Efe Baysal "8 Eylül'de yerel yönetimlere neler yapabileceklerini hatırlatmak ve iklim krizinin aciliyet barındıran bir mesele olduğunun altını çizmek için dünyanın dört bir yanında 500'ün üzerinde etkinlik düzenlenecek, bizler de 350 ekibi olarak bu etkinliklerin koordinasyonunu sağlıyoruz. Aynı şekilde Türkiye'de de Antalya, İstanbul, Ayvalık, Eskişehir, Çanakkale'de etkinliği düzenleyenlerle kuvvetli bir ses olabilmesi, ortak simgelerle daha güçlü hareket edilebilmesi için irtibat halindeyiz.” şeklinde konuşuyor.

"Aliağa'daki çevre mücadelesine destek verilmeli”

Aliağa'da ağır sanayi bölgesi olmasından kaynaklı çok fazla kirleticinin bulunduğunu ayrıca giderek yoğunlaşan kirleticilerin Aliağa'nın sadece havasını, suyunu, toprağını değil bölgedeki Kyme antik liman kentini de tehdit ettiğini belirten Efe Baysal "Nasıl bir gezegende yaşamak istediğimiz nasıl bir yerde yaşamak istediğimizle bağlı. Bu bakımdan Aliağa'da da bir arada sesimizi yükseltmemiz çok önemli. Biz bunun örneğini İzdemir Termik Santrali'ne karşı mücadelede, SOCAR'ın kaynak bulamaması nedeniyle geri çektiğini ifade ettiği termik santralinin durdurulması için yerelden büyüyen tepkide ve Aliağa'da 90'lı yılların başından beri çeşitli alanlarda çevre mücadelesi verenlerden biliyoruz. Aliağalılar bu mücadelenin bir parçası olmak için mutlaka seslerini yükseltmeli ve kendi yerellerinde bulunan hareketlere ve oluşumlara da destek vermeliler” çağrısında bulunuyor.

Aliağa, başta termik santral projeleri olmak üzere, fosil yakıtlara ve diğer kirleticilere karşı 1989'dan beri mücadele ediyor. Bugün ise İzdemir termik santrali, davasının devam etmesine; bilirkişinin aleyhine verdiği rapor olmasına rağmen hukuksuzca çalışmaya devam ediyor. İzdemir termik santrali, sadece Aliağa'nın havasını, suyunu, toprağını zehirlemiyor, aynı zamanda bölgedeki Kyme Antik Liman Kenti'ni de tehdit ediyor.

"Doğanın verdiği mesajı biz ne kadar anlıyoruz?”

Aliağa bölgesinin çevresel kirlilik bakımından kritik eşiklerin aşıldığı üç bölgeden en önemlisi olduğunu belirten Foça ve Çevre Kültür Platformu üyelerinden Bahadır Doğutürk ise "Türkiye'de iklim şartlarında çok ciddi değişimler oldu. Doğa aslında bu mesajı bize veriyor. 'Siz eğer fosil yakıtları böyle fütursuzca yakmaya devam ederseniz bunlarla daha sık karşılaşacaksınız' diyor. Biz bu mesajdan ne kadar anlıyoruz? Siyasal erk ya da belediyeler bu mesajı ne kadar anlıyor? Bu noktada sıkıntı yaşanıyor.” diyor.
Doğutürk "Aliağa'da olmayan endüstri tesisi neredeyse yok gibi… Aliağa bu iklim değişikliğinin en olumsuz tarafında duruyor. Dünyada beş merkezden biri olan gemi söküm tesisleri burada, bir rafineri varken ikinci rafineri yapılıyor. Petro-kimya tesisini tek kalemde bir fabrika gibi söylüyoruz ama içerisinde en az 20-25 tane endüstri tesisinden oluşan bir kompleks. Bunların yanı sıra 6 tane ark ocaklı demir-çelik tesisi, ithal hurda depoları, ithal kömür depoları, haddaneler, yağ ve gübre fabrikaları, bazalt ocakları, lpg dolum tesisleri gibi bu kadar ciddi kirleticilerin olduğu bir yerde termik santral planları var. Bir tanesi zaten hukuksuz çalışıyor. Biz 8 Eylül'deki etkinliği İzdemir Termik Santrali üzerine düşündük. İDÇ'ye yönelik 2010 yılında açtığımız dava hala devam ediyor.  Haklı olduğumuz bir dava. Antik kente ve çevreye verilen zararlar ortada. Bunlar bilimsel raporlarla tespit edilmesine rağmen hukuksuz bir şekilde termik santral çalışmaya devam ediyor.” sözleriyle Aliağa'nın kirleticilerle olan sorununu anlatıyor.

"Aliağa istimlak hakkını doldurdu” 

Belediyeler ve merkezi yönetimin Aliağa'yla ilgili bir yatırım söz konusu olduğu zaman kümülatif etkiye dikkat etmeksizin herkese izin verdiklerini vurgulayan Bahadır Doğutürk "Aliağa artık istimlak hakkını doldurmuş durumda… Buraya yatırım yapmak yerine mevcut tesisleri rehabilite etmek gerekiyor. Mevcut tesisler kaldırılsın diyecek kadar uçuk bir fikre sahip değilim. Olanın çevreye duyarlı bir hale getirilmesi, denetimlerinin düzenli yapılması ve yeni yatırımların yapılmaması yönünde mücadelemizi sürdürüyoruz. İklim değişikliğine yönelik yürütülen mücadelenin de bu temelde bir parçası olarak Aliağa'da ve Bakırçay'da yaşayan tüm vatandaşları birlikte yürümeye çağırıyoruz. Doğa hepimizin ortak paydası… Aliağa'da yaşanan kirlilikten herkes payına düşeni alıyor. Gelecek nesillere daha iyi bir doğa ve iklim bırakmak için "Aliağa için ses ver! İklim için ses ver!” diyoruz.” şeklinde konuşuyor.

*8 Eylül'de eş zamanlı gerçekleştirilecek etkinliklerden haberdar olmak ve katılım sağlamak isteyen okurlarımız internet üzerinden iklimicinsesver.org ve 350turkiye.org adreslerine ulaşabilirler. 

GazetePoyraz.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. 20.04.2026 12:48:51. #1.11

#ŞU AN BURADASINIZ: ALİAĞA İÇİN SES VER! Son dakika merkez haberleri, merkez son dakika haber, merkez son dakika, son dakika merkez, merkez haber sayfamızda merkez haberleri okuyabilir, merkez son dakika haberleri ve güncel merkez gelişmelerini görebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.